Değişim Sancıları Sivil Bir Anayasa İle Aşılabilir

Müstakil Sanayiciler ve İşadamları Derneği’nin(MÜSİAD) düzenlediği seçim paneline konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Mehmet TEKELİOĞLU, burada AK Parti’nin İzmir ve ülke için projelerini anlattı.

Prof. Dr. Mehmet TEKELİOĞLU, panelin konusu olan İzmir ve 2023 projeleri ile ilgili görüşlerini gelen diğer partilere, basın mensuplarına ve dinleyicilere anlattı. Prof. Dr. Mehmet TEKELİOĞLU ilk olarak İzmir ve Türkiye’nin değişim sancıları geçirdiğini söyleyen sözlerine şu şekilde devam etti:”Bu sancıları aşabilmek için hukuki altyapının değişmesi, sivil bir anayasanın yapılması, Türkiye’nin yararına olacaktır. Biz İzmir’i geliştirmek için birçok proje ürettik ama hukuki anlamda sürekli olarak engellendik. Bunlardan en önemli iki tanesi İzmir Limanı’nın özelleştirilmesi ve Çeşme’de yapılmak istenen turizm yatırımlarına yöneliktir. Bu iki proje de, hukukun eksikliklerine takılmıştır, yapmak istediğimiz anayasa ile de bu tarz olayların önüne geçeceğiz. Bir şehrin gelişmesi için birçok altyapının oluşması gerek. Bizler de İzmir’in gelişmesi adına birçok altyapıyı hükümet olarak İzmir’e getirdik. Bunlar, eksik kalan otoyolu tamamlamak, havaalanını dünya standartlarına yükseltmek ve yurtdışı ile uçuşlar düzenlemek, sanayiciler için doğalgaz sistemini İzmir’e getirmek. İzmir’de bulunana su sorununu eksik olan ve partimizin iktidarda olduğu zaman çok az bir kısmı yapıldığı halde, öncelikli sıraya alınıp bitmesini sağladık. Ulaşımda is yerel ve merkezi yönetim olarak anlaşarak Aliağa-Menderes hattını İzmirli vatandaşlarımıza sunduk. 2020 Expo’su için ise başvuruda bulunduk, bir önceki Expo adaylığında gösteremediğimiz koordinasyon ve işbirliğini bu dönemde gösterip Expo’yu almak için elimizden geleni yapacağız. Deniz ulaşımı ile ilgili de projelerimiz bulunmaktadır. Sanayi, ticaret, tarım ve kültür potansiyeli açısından İzmir bulunmaz bir cennet. Bizler İzmir’i her alanda geliştirmek istiyoruz. Turizm sektörünü biraz daha öne çıkartarak, burada birçok istihdam alanı yaratmak istiyoruz; çünkü bir yatak iki kişiye iş demek. Yatak sayısını ne kadar arttırırsak o kadar istihdam sağlarız. Eğitime yönelik çalışmalarımızda ise birçok yeni üniversite açarak, İzmir’i bir eğitim şehri yapmak istiyoruz. Bununla birlikte İzmir’i uluslararası öğrenci hareketine açarak, eğitim alanında hareketlilik yaratmak istiyoruz. İzmir’in çehresini değiştirmek istiyoruz. “ dedi. Prof. Dr. Mehmet TEKELİOĞLU panelin ikinci bölümünde ise partilerin milletvekili adayları ve dinleyicilerden gelen soruları yanıtladı. Sorular şu başlıklardan oluştu. Başkanlık sistemi ile ilgili merkezi yönetimin İzmir yerel yönetimine para aktarmadığıyla ilgili iktidar sistemi yararlı mı, koalisyon hükümetlerinin zararları, ekonomide Kemal Derviş sistemi mi sürdürülüyor,%10’luk seçim barajı, eğitim sistemi. Bu sorulara karşılık Prof. Dr. Mehmet TEKELİOĞLU şu şekilde cevap verdi: “ Bilgiye ulaşabilmek için büyük projelerimiz bulunmaktadır. Bunlar Fatih projesi ve akıllı tahta projesiyle öğrencilerimizin interaktif bir ortamda eğitim görmelerini sağlayacağız. Başkanlık sistemi ile ilgili ise şunları söyleyebilirim. Kamuoyu ile yapacağımız çalışma sonucunda bu konuda bir karara varılabilir. Bizim öncelikli görevimiz sivil bir anayasa anlayışı geliştirip, geleceğe yönelik bir anayasa yapmak istiyoruz. İzmir metrosu ile ilgili sorunda ise , “Kanunlar gereği metro işletmesi büyükşehir belediyesi ve sorumluluğundadır. Sorun, merkezi hükümetin para verip vermemesi ile ilgili değil, yönetimle alakalı bir durumdur, çünkü belediyelerin kendi bütçeleri bulunmaktadır. Aziz Bey, İzmir metrosu için,”Bizim iki metro bitirecek paramız var” diyerek soruları açık bir şekilde yanıtlamıştır. Buna rağmen, çıkarttığımız kanunla yerel yönetimin kendi kaynaklarıyla bitiremediği işleri merkezi yönetimin devralıp, yarım kalan işlerin bitmesine yönelik bir kanundu. Bunu İzmir Belediyesi ve Aziz Bey’e ilettiğimizde ise kesin bir dille “Hayır” yanıtını aldık. Tek parti iktidarı ve koalisyon hükümeti ile ilgili soruda ise,”Tek partili dönem ilerlemenin kaynağıdır. Bunları şu örneklerle anlayabiliriz: Demokrat Parti döneminde serbest piyasayı, Adalet Partisi döneminde ise sanayileşmeyi, Anavatan Partisi döneminde ise dünyaya açılma gibi gelişmeler yaşadık. Ak Parti döneminde ise hangi döneme geldiğimizi anlamak için iki rakam vermek yeterlidir. Ülkenin milli geliri, sekiz sene önce 200 Milyar Dolar iken,şuan ise 800 Milyar Dolar sınırına dayanmıştır.Buna paralel olarak,kişi başına düşen milli gelir de artış kaydetmiştir. Kemal Derviş’in ekonomik sistemine gelince ise, bizler her şeyi bilimsel anlamda onaylayarak hayata geçiriyoruz ve dünya düzenine ayak uyduruyoruz.%10’luk seçim barajına gelmek gerekirse,”Bizden önce vardı, bu konunun muhatabı biz değiliz” dedi.

Leave a Comment

shared on wplocker.com