Şehir ve Kayseri

İzmirli Kayserililer bir de Kayseri Dergisi çıkarıyorlar. Benden de bir yazı istediler.Kuşluk yemeğine dergiyi sadece bizim İzmir’in Kayserilileri yetiştirebilmiş. Evet, İzmir’de Kayserililer kemiyette az, keyfiyette çok. Dergide yayınlanan yazım aşağıda..

Şehir ve Kayseri

Çocukluğumuzda yaz ayları bağlarda geçerdi. Bizim bağımız İnecik’te idi. Şimdi bakıyorum, bu bağlar organize sanayi ile bitişmek üzere. Bir çocuğa göre uzun sayılacak gün sayısı nedir, bugün bunu bilemem, ama o zamanlar bağdan sıkılan çocuklar için Kayseri’ye inmek önemli bir olaydı. Bir gün önceden “ben yarın ‘şehir’e gitmek istiyorum” demesi gerekirdi bir çocuğun eğer istiyorsa. Yalnız çocukların değil büyüklerin dilinde de Kayseri’nin adı ‘şehir’ idi. Acaba niçin “şehir” diyorduk?

Üniversite tahsili için İstanbul’a gittim. Bir arkadaşımızı bir müddet görmesek ve neredeydin desek, eğer Kayseri’ye gitmişse, şehirdeydim, derdi. Biz memlekete giderken, arkadaşlara, “ben ‘şehir’e gidiyorum, var mı bir istediğin” türden konuşmalar yapardık.

Bir Erkilet’li için olsun, bir Gesi’li için olsun, ya da başka bir yerden olsun, Kayseri’nin adı onların dilinde “şehir” idi.

Çok sonraları insan, medeniyet, kültür ve bunların birbirleri ile ilişkilerine dair okumalar yaparken fark ettim ki köklü oluşumlar “şehir”i esas alarak meydana geliyordu. Medeniyetler, su havzaları etrafında kurulan şehirler merkez olmak üzere gelişiyor ve büyüyordu. Çin’de Sarı Nehir, Hindistan’da İndus ve Ganj, Mezopotamya’da Fırat ve Dicle, Mısırda Nil, Amerika’da Mississipi ve Amazon, Avrupa’da Tuna boyları birer medeniyet havzası idi.

Medeniyet ve şehir açısından bakınca Kayseri için çok önemli sonuçlar ortaya çıkıyor. Biraz konuyu daraltıp şunları söyleyebiliriz: Bir beldenin “şehir” olabilmesi için bazı özelliklere sahip olması gerekir. Bunlardan bazılarını sayalım ve şu sorulara cevap arayalım: O şehre has bir mimari var mı? Bu şehrin kendine özgü bir folklorundan söz edilebilir mi? Mutfak bir şehrin en önemli karakteristiklerinden biri sayılır, o halde şehrin kendine has bir mutfağı var mı? Nihayet o şehirle bütünleşmiş bir takım adetler var mı? Bu şehrin gelenekleri var mı? Uzun bir geçmişe sahip mi?

Kayseri için bu soruları cevaplamak zor değil. Sadece Kayseri için değil bütün Anadolu için özgün bir mimariden söz edebiliriz. Bizim medeniyetimiz “ardına çil çil kubbeler serpen” bir medeniyetti. Uzun avlulu evlere bugün belki hasretiz, ama köklerimizde bu vardı. Ne zamanki medeniyet çerçevemizi değiştirmeye kalktık, taklide boğulduk ve dört duvar bir delikten ibaret evlere, ev demeye başladık, doğruyu bulmakta zorlanır hale geldik. Yine de eski Kayseri evleri önümüzde güzel örnekler olarak duruyor.

Kayseri folklor bakımından bir hayli zengin. Türküleri, âdetleri, belki kendine has konuşma şekli bu cümleden sayılabilecek önemli hususlardır.

Sanırım Türkiye’de çok az şehir Kayseri’ninki çapında bir mutfağa sahiptir. Yaprak dolması her yerde var belki, ama Kayseri’deki incelik ve zarafette olanını gördünüz mü? Çok sevdiğim için ben önce yaprak dolmasını söyledim, mantıya haksızlık ettim mi? Manti simdi başka yerlerde de çıkmaya başladı, başladı ama Kayseri’deki manti nefaseti ve çeşidi başka yerde var mı? Sucuk ve pastırmamızı taklit edenler çok, ama lezzeti taklit ne mümkün, zira o lezzette galiba Erciyes’ten gelen bir ıtır var. Bence sarımsaktan ziyade Erciyes’in havasıdır sucuk ve pastırmayı essiz kılan. Tandır böreğinin hakkini yemek olmaz, açma baklavayı unutmak hiç olmaz. Yağlama ve katmeri yemeyene ne olduğunu tarifle anlatmak kolay mı? Özetle mutfak kültürü böylesine derin olan bir şehrin başka alanlarda temayüz etmemesi beklenemez.

Adetleri olan bir şehirdir Kayseri. Sosyoloji tahsilini tamamlamak için Kayseri âdetlerini kaleme alan kardeşimin yazdıklarını okuyunca bu konuda unutmak üzere olduğum nice âdeti hatırladım. Düğünler, nişanlar, bağ bahçe âdetleri hemen akla gelenlerden sadece bir kaçı.

Bütün bu alanlarda önemli özelliklere sahip Kayseri’nin bundan sonra hem geçmişi hem geleceği kollayan bir anlayışa sahip olması gerekiyor. Ben sunu acık bir şekilde müşahede ediyorum. Her yeniliğe çok kolay ayak uyduran bir şehirdir Kayseri. Türkiye’nin ilk sanayi sitesini kurmuş bir kenttir Kayseri. Kent yenilemeyi daha simdi konuşanlara bakmayın siz, Kayseri bu işi bitireli çok olmuş. Kayseri değişen ve gelişen Türkiye’de bu işe öncelik etmiş bir şehir. Modern kolonizator dervişler benzetmesi Kayseri için yapılalı ne kadar çok oldu.

Birçok bakımdan talihi açık bir şehir aynı zamanda Kayseri. Hayırseverlerini, onların yaptığı işleri, belediye başkanlarını, siyasetçilerini ve devlet adamlarını hatırlarsanız, ne demek istediğim daha açık bir şekilde ortaya çıkar. Bir de organizasyon kabiliyetini anmam lazım. Sadece hayırseverleri organize etmek bile başka şehirlerin imrenerek baktığı ve beceremediği işlerden biridir ve her zaman takdire şayandır.

Ben Kayseri’den bir şey bekliyorum. TOKI tarzı, insanı, çevreyi, tabiatı biraz geri plana iten yapılaşma yerine daha bizim olan bir modele ihtiyacımız var. Bunu Kayseri koyabilir ortaya. Bu potansiyel, bu işi yapabilecek anlayış, bu iş için gerekli tohum kabiliyeti var Kayseri’de.

Ben Kayseri’den hem bu derin ve zor işi bekliyorum, hem Türkiye’de üretim açısından çok önemli işler basarmış Kayseri’nin artık inovasyon, yenilik, katma değeri fazla yüksek teknoloji ürünleri konusunda da öncülük etmesini bekliyorum. Hem küresel, hem yerel değerleri öne çıkarma anlamında kullanılan glokalizasyon belki en çok Kayseri’ye yakışacaktır. Bu yaklaşımı destekleyen eğitim kurumları ve üniversite açısından da Kayseri’nin yeri daha bir farklı olmak zorundadır.

Benim gibi uzun süre Kayseri’den ayrı yaşayanlar için memleket hasretinin ayrı bir anlamı vardır. Ayrıca İzmir’de Kayserili olmak, hele siyasetle de uğraşıyorsanız, biraz zordur. Ben teselliyi Üstad Necip Fazıl’ın “Kurşun yükünü gönlün,/Tüy gibi hafiflettim,/Denize hicret ettim” mısralarında buldum.

 

Leave a Comment

shared on wplocker.com