Urfa Ve Mardin Nereye Bakıyor -2

Urfa Ve Mardin Nereye Bakıyor -2

 

İzmir siyasetinde Mardinlilerin ağırlığını bilen biriyim ben. Aram iyidir onlarla. Tevfik Ensari, Rasim Kahraman gibi dostlarım var aralarında.

Kendisini Çarşaflı Edo diye tanıtan Mardinli Edip Mungan’ı iyi tanır İzmirliler. Ziyaretköy Dayanışma Derneğindeki bir sohbette gülmekten kırıp geçirmişti bizi. “Bir erkeği huysuz avrat, bir aileyi hayırsız evlat, şoförü aşırı sürat, esnafı asık surat yıkar” deyince, “Edo abi, feministler duymasın” dedim, “onlar kim?” dedi bana.

Urfa’yı daha önce görmüştüm. Mardin’i ilk kez görecektim. Urfa’dan sabah erken otobüsle çıktık yola. TBMM ile AB’nin ortaklaşa yürüttüğü Değişim ve Diyalog çalışmasının Kültürler Arası Diyalog Forumu için Mardin’i seçerken, çok kültürlü yapısını pek çok yerden duyduğum bu kentin, Avrupalı misafirlerimiz için de ilginç olacağını umuyordum.

Umduğumdan fazlasını buldum. Çok güzel bir yol ve uçsuz bucaksız bir arazi. Sulu tarımın bölgeye nasıl bir zenginlik kattığını dinledim yol boyunca. Sulama kanalları bir nehir cesametinde. İkinci ürün olarak ekilen mısır bir tablonun yeşil zemini gibi duruyor adeta tarlalarda. Şimdi bu bölgenin büyük potansiyelini değerlendirmek için gerekli tek şart, huzur. Aslında buralara kadar gelmişken Ceylanpınar’ı da görmek vardı ama ne yaparsınız ki vakit dar. Kızıltepe’deki devasa alış veriş merkezi İzmir’dekileri aratmaz. Galiba Mardin’e yakın olmasının da etkisi var.

Kızıltepe’den Mardin’e girişteki ihtişam gerçekten çarpıcı. Hem kale çarpıcı geldi bana, hem taş yapıların ortaya koyduğu heybet. Ovayı bitirip o kıvrımlı yolu tırmanırken bizim İzmir’in Varyantı geldi aklıma.

Mardin milletvekilleri Muammer Türker ve Gönül Bekin Şahkulubey programın Urfa ayağına da katıldılar. Mardin’deki misafirperverliklerine gıpta ettim. Urfa’dan Mardin’e giderken kendi özel arabalarını kullanmak yerine bizimle otobüs seyahati yapma nezaketini gösterdiler.

Mardin’de iki toplantı yaptık. Öğleden önceki oturum “AB ve Türkiye’de Kültürler Arası Diyalog” başlığıyla açıldı ve Yerel Yönetim Politikaları ele alındı. Siirt milletvekili Afif Demirkıran’ın AB’ye bakışımızı özetleyen konuşmasıyla başlayan oturumda, Gönül Hanımın iki vurgusu herkesin dikkatini çekti:  “Çeşitlilik içinde birlik” arayanlara Mardin’i önerdi. AB fonlarından yararlanan yerler arasında ilk sıralarda yer aldığını söyledi Mardin’in ve “önyargıları yıkmak için Mardin modeli iyi değerlendirilmeli” dedi. İlk oturumun yıldızlarından biri de Danimarka’dan katılan ‘Eleştirel Müslümanlar Derneği’ sözcüsü Sherin Khankan idi. Böyle yazdığıma bakmayın adını, sorunca “Şirin” diyor.  Arapça konuşuyordu, meğer babası Suriyeli, annesi Finlandiyalı imiş. Ayak bileklerine kadar inen zarif elbisesini merak edip ‘nereden alıyorsun bunları?’ diye sormuş bizim Komisyonun atom karıncası Yasemin Elibol. Küresel kimliklerin Hristiyan ön ekli kimliklere meydan okuduğuna değinerek Avrupa’daki Müslüman aktivizmini anlatan bir konuşma yaptı Şirin Hanım. Tartışma bölümüne katılma nezaketi gösteren Mardin milletvekili Abdürrahim Akdağ, Mardin’in farklı etnik ve dinsel grupların birlikte yaşadığı mikro bir AB olduğunu belirtti.

Günün son oturumu Kültürel Çeşitliliğin Benimsenmesi başlığıyla Muammer Türker’in yönetiminde yapıldı. Muammer Bey kısa ve öz bir girişle “işte Mardin, işte kültürel çeşitlilik” vurgusundan sonra sözü Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Serdar Bedii Omay’a bıraktı.  Sayın Omay, Yaşayan Diller Enstitüsünün kuruluşunu kültürel çeşitliliğe örnek olarak gösterdi. Urfa’da da Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Halil İbrahim Mutlu’nun katkıları çok kıymetliydi. Hem Urfa’da hem Mardin’de Doç. Dr. Murat Erdoğan tartışmalara renk kattı.

Misafirler için tartışmalar kadar Mardin turu da ilginç oldu. Deyrul Zafaran Manastırı, Kasımiye Medresesi, Peygamber efendimizin ayak izinin taşındığı Hatuniye Medresesi, Sabancı Kent Müzesi, Sipahiler Çarşısından geçerek ulaştığımız ve Peygamberimizin mübarek sakalının sürekli sergilendiği Ulu Cami, Mardin’in eşsiz incileri gibi geldi bana. Sabancı Kent Müzesinden yukarı doğru görülen manzara nadide bir tablo gibiydi.  Cercis Murat Konağındaki Mardin türkü ve yemeklerinden sonra “buralara bir daha gelmek lazım” dedik.

Join the discussion