AGÜ Destekleme Vakfı

AGÜ, Abdullah Gül Üniversitesi için kullanılan kısaltma. Kayseri’de kurulan bu devlet üniversitesi ilk kez bu yıl öğrenci aldı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, adının verildiği bu üniversite ile çok ilgileniyor. “AGÜ’nün mevcut üniversitelerden bir farkı olmalı” dediği için olsa gerek üniversitenin her işi ile bizzat uğraşıyor.

Bu farkı oluşturabilmek için kendisini sevenler bir vakıf kurdular: AGÜV, yani Abdullah Gül Üniversitesi Destekleme Vakfı.

Vakfın Onursal Başkanı Cumhurbaşkanı Gül, Vakıf Mütevelli Heyetini ve vakfa destek olanları hafta içinde iftar sofrasında ağırladı. İstanbul Tarabya’daki Huber Köşkü olarak bilinen Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesindeydi davet. Geniş bir katılım vardı. Ben de Mütevelli Heyet üyesi olarak geçen yıl da katıldığım iftara, İzmir’den gelerek ucu ucuna yetiştim.

Vakfın hikâyesini şöyle anlatıyor CB Gül: “Kayseri’de kurulacak olan yeni bir üniversiteye ismimin verilmek istendiğini duyduğumda, özgün nitelikleri olan sıra dışı bir girişim olması şartıyla bu teklife olumlu bakabileceğimi ifade etmiştim.Bir devlet üniversitesini akademik kadro ve öğrencilerine omuz vererek destekleyen özgün bir vakıf modelinin geliştirilmesi, kanaatimce diğer devlet üniversitelerinin de istifade edebileceği bir tecrübe olacaktır. Bu nedenle, ülkemizin yükseköğretim çıtasını yükseltmeye yönelik bu özgün girişimi desteklemeye karar verdim.”
Mütevelli Heyet Başkanı, Kayserili İş Adamı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekili Mustafa Çıkrıkçıoğlu. Bu akşamın bir özelliği vardı. Vakfa bu yıl bir milyon lira ya da doların üzerinde bağış yapanlara şeref belgelerini verecekti Sayın CB. Çorbalar içilip akşam namazı kılındıktan sonra önce Üniversitenin Rektörü Prof. Dr. İhsan Sabuncuoğlu seslendi konuklara. ‘Mimar Sinan kampüsü ile Kent Merkezindeki Sümer kampüsü inşaatları hızla ilerliyor’ diyen Rektör Bey, tercihler sonunda boş kontenjan kalmamasından duyduğu sevinci belli etmeden yapamadı. Ayrıca altı bölüme öğrenci aldıklarını ve bu öğrencilerin ilk yirmi bine giren öğrenciler olduğunu vurguladı. İlk defa öğrenci alan bir üniversite için bu, elbette büyük bir başarı. ‘Başarıyı Vakıf sayesinde elde ettik’ dedi Prof. Sabuncuoğlu. Vakıf, hemen bütün öğrencilere burs, yurt, bilgisayar ve mezuniyet sonrası destek vereceğini tercih döneminde açıklamıştı.

Vakfın kuruluşuna ve diğer organizasyonlara öncülük eden ve büyük bağışlar yapılmasını sağlayan Başkan Çıkrıkçıoğlu önce bir genelleme yaptı. “Fiziki alt yapıya yaptığı yatırımlarla öne çıkan Kayseri, şimdi insan unsuruna yatırım yapma ihtiyacı duyuyor” dedi ve ekledi: “Bizi bu konuda yönlendiren Sayın CB’mıza teşekkür ediyoruz.” Güzel bir benzetme daha yaptı Başkan. “İşin hardware yani donanım kısmıyla çoktandır uğraşıyorduk, şimdi software yani yazılım kısmıyla da uğraşıyoruz, bu ikisini birleştirmemiz gerekiyor” dedi. Bir de bir Çin Bilgesinin sözünü aktardı. Dermiş ki bu Bilge kişi: “Planlarınız bir yıl içinse pirinç yetiştirin, on yıl içinse ağaç yetiştirin, yüz yıllar içinse insan yetiştirin.”
Bundan sonra CB şeref belgelerini takdim etti. Belge alanların hepsi Kayserili sanmayın. Turgay Ciner var mesela bunlar arasında. Ali Doğramacı var. Ferit Şahenk var. Hamdi Akın var ki annesi Kayserili. Belge alan diğer Vakıf dostlarını da sayayım: Ahmet Hamdi Ayan, Halit ve Sema Cıngıllıoğlu, Nurcan Çetinsaya, Hasan Basri Göktan, Kadir Has Vakfı adına Nuri Has, Mevlüt Kahraman, Ahmet Kibar, Ali Sabancı.

Daha sonra konuşan CB Abdullah Gül, “Sıradan bir üniversite daha kurmak değildi amacımız. Vakıf olarak siz desteklemeseydiniz bu amaç gerçekleşmezdi. Bizi destekleyenlere teşekkür borçluyum. AGÜ’nün örnek olması için gayret ediyoruz. Türkiye’de iyi işlere bir örnek de bu olsun istiyoruz” dedi ve konuklarını yemeğin geri kalan kısmına davet etti.

Enerji Bakanı Taner Yıldız, YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya, TÜBİTAK Başkanı Yücel Altunbaşak da katılanlar arasındaydı. Hayrünnisa Hanım misafirlerle tek tek ilgilendi.

İzmirli iş adamlarımızın da bu tür vakıf faaliyetleri içinde daha görünür olmalarını arzu ederim. Aslında İzmir’de kurdukları üniversiteler var onların. Fakat Ege ve Dokuz Eylül Üniversiteleri bünyesindeki vakıflarda daha aktif olmaları gerekir diye geçiyor gönlümden. Özellikle Kâtip Çelebi Üniversitesi ile İYTE’nin bu tür vakıfların desteğine ihtiyacı var.

Bu işler için her zaman bir öncü gerekiyor. Kayseri Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, bu bakımdan örnek bir kişilik. Her iş adamıyla bu anlamda çok yakın bir dostluğu var. Ben Tarabya’daki davette de gördüm bunu. Ali Sabancı’yı Çıkrıkçıoğlu ile birlikte yemek sonrası Sayın Gül’ün bulunduğu yere davet ettiler. Ali Sabancı “bir kumpasa mı giriyoruz” diyerek gitti Gül’ün yanına. Bir şey daha: Çıkrıkçıoğlu iki arada bir derede öğrencilere vermeyi vaat ettiği bilgisayarların sözünü Hamdi Akın’dan almayı başardı. İzmir Belediye Başkanı, İzmir’deki üniversitelerin Rektörleriyle ya da iş adamlarıyla böyle şeyleri konuşmayı aklından geçirmiş midir acaba? Bu vizyon var mı Aziz Beyde?

Leave a Comment

shared on wplocker.com