İtalya’nın sıcak yüzü

2008 yılında Paris’teki oylamada, ‘2015 EXPO’ düzenleme hakkını Milano’ya kaptırdığımızda ne kadar üzülmüştüm. Sanki salon başıma yıkılmıştı. İtalyanlar’a da kızmıştım açıkçası. O tarihten bu yana İtalya’ya hiç yolum düşmedi.

 

TBMM ile AB’nin beraber yürüttüğü Değişim ve Diyalog Çalışması’nın Değişim ayağı için İtalya’ya gitmek bana düştü. AB Uyum Komisyonu üyesi İstanbul Milletvekili Ayşe Danişoğlu muhalefeti temsilen katıldı heyete. İtalya Dostluk Grubu Başkanı İstanbul Milletvekili Hakan Şükür böylesine önemli bir programa başka işleri bahane ederek katılmadı. Yasama uzmanımız Yasemin Elibol yine hünerini gösterdi ve programın başarılı geçmesi için yaptığı onlarca görüşme ve yazışma semeresini verdi.

 

Roma, Avrupa’da neredeyse tamamını gördüğüm büyük şehirlerin en cana yakın olanı. İbn-i Haldun’un söylediği gibi bu algımda aynı iklime mensup olmaktan kaynaklanan bir durum da var belki. Olsun. Ben çok çekici buluyorum Roma’yı. Biraz vakit bulursam hem Roma şehir tarihine ait kitapları okuyacağım, hem de meşhur Roma Tatili filmini yeniden izleyeceğim.

 

İtalya Senatosu AB Politikaları Komisyonu Başkanı Vannino Chiti ile AB’yi tartıştık önce. İtalya’nın bize desteği açık. Yine de merak ettiği sorular vardı. Türkiye’ye karşı AB’nin ikircikli tutumunu gördüğünden midir, nedir, bundan sonrası için ne düşünüyorsunuz diye sormadan edemedi. Ben realist olmaya çalıştım. Türkiye’nin bazı eksikleri var, ama bunları giderme iradesi de var dedim.

Aslında bu soru ve cevabı görüştüğümüz bütün İtalyan muhataplarımızla tekrarlamak durumunda kaldık. Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Fabrizio Cicchitto bizim hassas olduğumuz konularda belli ki bir hazırlık yapmış. Bize, ‘Vize konusunda Türkiye’nin yanında olacağız’ dedi. Komisyon üyeleri de Türkiye’yi yakından izlediklerini sorularıyla ortaya koydular. Mesela Akdeniz’deki tekne felaketiyle ilgili üzüntülerini paylaştığıma dair sözlerime bir milletvekili hem teşekkür etti, hem de AB’de Kuzey-Güney dengesi için Türkiye’nin bir an evvel üye olmasını arzu ettiklerini söyledi.

 

Temsilciler Meclisi Başkan Yardımcısı Caterina Pes, bir felsefe profesörü. Sohbet kültür meseleleri üzerinde yoğunlaşınca istemeden de olsa “Gelin bu konuları sizi Türkiye’de ağılayarak konuşalım, şimdi biraz bu ziyaretimizin amaçlarından bahsedelim” demek zorunda kaldım. Caterina Hanım, Türkiye Dostluk Grubu’nun Başkanı olacak gibi. Bize o kadar yakın. Hepimiz geçmişte de ‘hocalık’ yaptığımız için sohbetin konusu da siyasetten ister istemez eğitimin önemine doğru kaydı.

 

Senato Başkan Yardımcısı Valerina Fedeli’ye Akdeniz’de yapabileceğimz işbirliklerinden söz ettim. O da bunu önemsiyormuş meğer. Arap Baharı ve sonuçları hakkında İtalyanlar da merak içindeler. Mülteci akınında bunun etkileri ne kadar diye araştırmalara ihtiyaç duyuyorlar.

 

Temsilciler Meclisi AB İşleri Komisyonu Başkanı Michele Bordo ile İrlanda’nın AB Dönem Başkanlığında Dublin’de beraberdik. Oradaki bazı konuşmalarda Türkiye’ye karşı sergilenen garip tutumu unutmamış. Bunları doğru bulmadığını söyledi bize. Önemli bir şey daha söyledi Başkan Bordo. “Türkiye, Orta Doğu ve Akdeniz’de denge unsuru olmalı” dedi.

Bütün temaslarımızın bazı ortak soru ve cevapları da vardı. Gezi Parkı ve Kürt sorunu bunlardan ikisi. “Belli ki Gezi Parkı’nın İtalya’ya takdim şekli biraz kafaları karıştırmış. Onlara olayların başlangıcındaki durumla sonra aldığı şekli birbirinden ayırmak lazım” dedim. Çevre duyarlığıyla başlayan gösterilerin daha sonra şiddet içeren bir hükümet karşıtlığına dönüştüğünü söyledim. “Sizin ülkenizde de gösteriler oluyor, polis taş ve molotof kokteyli atılınca, binalar vitrinler yakılıp yıkılınca bakıp duruyor mu, yoksa müdahale ihtiyacı hissediyor mu?” diye sordum. Gezi Parkı olaylarıyla ilgili bir algı sorunu olduğunu bilmemiz ve bu algıyı nasıl yönetmemiz gerektiğine dair bir çalışmaya ihtiyacımız olduğu açıkça görülüyor.

 

Kürt sorununun çözüm yolunda olduğunu duymak İtalyanlar’ı da sevindiriyor. Silahların susmuş olması ve çözüm kararlılığı onların da dikkatinden kaçmıyor. Açıklanan son demokratikleşme paketinin hem reform kararlılığını vurgulaması hem de AB yolunda atılmış önemli bir adım olarak değerlendirilmesi gerektiği de vurguladığımız noktalardandı.

 

Hem Roma’da hem Vatikan’da büyükelçiliğimiz var. Roma Büyükelçimiz Hakkı Akil ve zarif eşi İnci Hanım, 29 Ekim hazırlıkları arasında bize de vakit ayırma nezaketi gösterdi. “Galatasaray’ın yeni antrenörü Mancini’nin transferini siz halletmişiniz, öyle mi?” dedim. Güldü. Fener fanatiği Yasemin Hanım, “Galatasaray konuşmaya gerek var mı?” der gibisinden baktı bize. Bu arada da hızlı Galatasaraylı Hakkı Bey, “Galatasaray Kopenhag’a üç attı” diye öğündü.

 

Vatikan Büyükelçimiz Prof. Kenan Gürsoy’u tanıyanlar ne kadar zarif ve mütevazı olduğunu bilirler. Kendisinden Hristiyanlığa dair merak ettiğim pek çok şeyi sorma imkanı buldum. Vatikan Müzesi’ni bizimle beraber gezme nezaketini ise unutmayacağım. Akşam yemeğinde eşi Prof. Belkıs Hanım ve İtalyan Türkolog Prof. Grassi’nin de bulunduğu yemekte sohbet mi daha lezzetliydi, yemek mi, bilemedim…

Leave a Comment

shared on wplocker.com