Dergi Ve Kitaplara Dair

Beni bir fotoğraf çok etkiledi bugünlerde: Suriye’de muhaliflerin ele geçirdiği bir tankın namlusuna kurulmuş salıncak ve bu salıncakta sallanan çocuklar… Bu nasıl bir Orta Doğu haritası ki bir türlü sükûnet sağlanamıyor? Soruyu şunun için soruyorum: Afrika’nın kuzeyindeki ülkelerde ‘bahar’, iyi kötü meyvesini verdi ve otoriter yönetimler yerini halk iradesine terk etmeye başladı. Oysa Orta Doğu coğrafyası kaynıyor. Bazı tarihçilerimizin dediği gibi Osmanlının tasfiyesi yoksa hala bitmedi mi? Bu nasıl bir satranç oyunu ki, hem rakiplerinizin hamlelerini tahmin edeceksiniz, hem de üç beş el sonrasını hesaplayacaksınız.

Olan biteni anlamak, olacakları kestirebilmek için okumak gerekiyor. Tarihin derinliklerine inmek icap ediyor. Bu işi yapan bir popüler tarih dergisi var: Derin Tarih. Mustafa Armağan yönetiyor Dergiyi. Ağustosta ‘Dünden bugüne Suriye krizleri’ kapağıyla çıkan beşinci sayısı, ilgiyle okunan yazılarla dolu. Derginin bir iddiası daha var: “Tüm bildikleriniz tarih olacak!” Hani Necip Fazıl diyordu ya, “İnanmıyorum bana öğretilen tarihe” diye, işte o.

İlgiyle izlediğim dergilerden biri de Umran. Temmuz sayısında Umran da Suriye konusunda çok iyi yazılarla bezeliydi. Ağustos sayısında Metin Önal Mengüşoğlu’nun “Şakir Kocabaş’la kesişen yollarımız” başlıklı nefis bir yazısı var. Umran’ın Şubat sayısı “Kentsel Dönüşüm”ü ele almıştı. Ben de bu konuda hazırladığım bir yazıda kullanmak üzere Mengüşoğlu’nun yazısıyla ilgili notlar çıkarmıştım.

“Turuncu” neredeyse on yıldır yayında olan bir kadın dergisi. Kadın dergisi ama herkesin “şu yazıyı da okuyayım, bu yazıyı da okuyayım” diyeceği cinsten bir dergi. Benim kızım da yazdığı için biliyorum, kâğıt kalitesinden tutun da en ufak teferruata kadar her konuda bir titizlik örneği olan Dergi, Yayın Yönetmeni Halise Çitçi ve arkadaşlarının halisane gayretleriyle yayın hayatını sürdürüyor. Destek için başvurdukları yerlerde kadın oldukları için ciddiye alınmadıklarına ilişkin şikâyetleri çok üzücü. Temmuz sayısında Mustafa Armağan ve Sadık Yalsızuçanlar’la yapılmış iki nefis söyleşi var. Sadık Bey benim de elimde olan yeni kitabı “Birdenbire”yi anlatıyor. İlginç bir yazı da “Çocuklar üzerinden rekabet” başlığını taşıyor. Halise Çitçi’ye bir önerim var. Derginin her sayısına bir takdim yazısı hazırlıyor. Öyle içten, öyle samimi ki bu yazılar. Niye bunlar biriktikçe bir seri kitap haline gelmesin…

Ramazan ve bayram benim için kitap ve dergilerle geçirdiğim bir zaman dilimi oldu. Uzun süredir biriken dergileri elden geçirdim. Bir sürü notlar aldım. Ama bu arada iki tatlı yük bindi omuzlarıma. Bir dönem Mecliste Urfa’yı temsil eden Alfa Yayın Grubu’nun sahibi Faruk Bayrak, bir koli kitap gönderiverdi bana. Alfa Yayın Grubu bünyesinde, KapıArtemis ve Everest Yayınları gibi bor çok yayın kurulusunu barındırıyor. Ne zaman İstanbul’da ziyaret etsem heybemi yeni çıkmış kitaplarla doldurur Faruk Bey. Reha Çamuroğlu’nun kitabı Sultan Selahaddin El Kürdi masamdaki yerini aldı bile. Grubun yeni sezondaki kitaplarından da söz edeceğim.

Ramazan vesilesiyle biraz tasavvuf kitaplarına yöneldim. Büyüyenay Yayınları hazırlamış Çıktım Erik Dalına adlı kitabı. Yunus Emre’nin şiirine Niyazî Mısrî, İsmail Hakkı Bursevî ve Şeyhzâde’nin açıklamalarını Suat Ak derlemiş. Büyüyenay’ın bana gönderdiği koliden çıkan bir ilginç kitap da Tâhirü’l Mevlevî’nin İstiklal Mahkemesi Hatıraları adlı kitabı.

Siz hiç ozetkitap.com adlı siteyi ziyaret ettiniz mi? İzmirlilerin çok iyi tanıdığı Uğur Yüce’nin gayretleriyle, benim gibi vakti kıtlara müthiş bir hizmet sunuluyor. Kitap özetleri… Bir iki sayfalık özet değil bunlar, kapsamlı. Çok ilginç kitaplar seçiyor Uğur Bey. Son kitaplardan biri Chicago Üniversitesinden John J. Mearsheimer ve Harvard Üniversitesinden Stephen M. Walt’ın kaleme aldıkları “İsrail Lobisi  ve Amerikan Dış Politikası” adını taşıyor. Uğur Yüce, “her iki yazar da bu kitaptan sonra Yahudilerin hedefi haline geldiler” diyor.

Leave a Comment

shared on wplocker.com